Günümüzde, büyük ölçüde dijital dönüşüm, IIoT ve yapay zeka ile makine öğrenimi gibi yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte BT ve OT ortamlarının birleşmesine tanık oluyoruz. Peki bu, proses endüstrileri için ne anlama geliyor?
BT ve OT’nin birleşmesi, fiziksel ve dijital alan arasındaki sınırı bulanıklaştırmaya başlamış ve yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak, entegre güvenlik artık sadece olsa iyi olur türünden bir unsur değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Eskiden birbirinden izole olan sistemler artık giderek daha fazla birbirine bağlanmaktadır; ancak bu sistemler, genellikle açıkça tanımlanmış güvenlik bölgeleri ve kontrollü veri kanalları üzerinden çalışmak üzere tasarlanmamıştır. Özünde bu, kritik altyapı ve endüstriyel çalışmaların, üretkenliği, verimliliği, kaliteyi ve hatta güvenliği etkileyebilecek siber saldırılara karşı potansiyel olarak daha savunmasız olabileceği anlamına gelmektedir.
BT/OT güvenliği nedir?
Geleneksel olarak, BT güvenliği veri ve bilgi sistemlerini korumaya, bunların gizliliğini, bütünlüğünü ve kullanılabilirliğini sağlamaya odaklanır. Bu, bilgisayarları, ağları ve sunucuları güvenlik ihlallerinden, kötü amaçlı yazılımlardan ve yetkisiz erişimden korumayı içerirken, OT güvenliği ise fiziksel işlemleri ve ekipmanları izleyen, kontrol eden ve ölçen fiziksel donanım ve yazılımların korunmasına odaklanır. OT güvenliğinin ana amacı, tesisteki fiziksel çalışmaların güvenliğini ve kesintisiz kullanılabilirliğini sağlamaktır.
Günümüzde fiziksel ve dijital alanlar arasındaki artan bağlantılılık, hem dijital bilgi sistemlerini (BT) hem de fiziksel proses kontrol sistemlerini (OT) siber tehditlerden korumak için kullanılan uygulamalar ve teknolojilerin bütününü ifade eden yeni bir BT/OT güvenliği kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dijital özellikli sensörlerin ve IIoT teknolojisinin ortaya çıkmasıyla, proses endüstrilerinde dijital ve fiziksel alanlar arasındaki uçurum daralmaktadır; bu nedenle, fiziksel alanın ötesine geçerek enstrümantasyonun siber güvenliğini de sağlamalıyız.
Proses endüstrilerinde siber güvenliğin önemi
Proses endüstrisinde, BT/OT güvenliği artık sadece verileri korumakla sınırlı değildir; tesislerin işleyişini sürdürmesini ve toplumların güvenliğini sağlayan kritik çalışmaları güvence altına almakla ilgilidir. Tek bir güvenlik açığı, sistem kesintilerine, ekipman hasarına, çevreye zarar vermeye ve hatta insan hayatına yönelik risklere yol açabilir. Bağlantı olanakları büyüdükçe ve düzenlemeler arttıkça, BT/OT sistemlerinin güvenliği iş açısından hayati bir öncelik haline gelmelidir. Bunun önemi şudur:
Endüstri 4.0 gelişimi ve gerçek zamanlı güvenlik riski yönetimine duyulan ihtiyaç
Son zamanlarda, Endüstri 4.0 bağlantılı sistemleri, otomasyonu ve veri odaklı prosesleri yönlendirmektedir. Ancak, artan bağlantı olanakları siber tehditlere maruz kalma riskini de artırmaktadır. Geleneksel periyodik risk değerlendirmeleri, günümüz dinamik çevre koşullarına ayak uyduramıyor. Gerçek zamanlı güvenlik riski yönetimi, kuruluşların tehditleri ortaya çıktıkları anda tespit etmelerine, değerlendirmelerine ve bunlara müdahale etmelerine olanak tanıyarak, kesinti sürelerini azaltır ve kritik çalışmaları korur.
BT ve OT ağlarını sürekli olarak izleyerek, şirketler olağandışı durumları ve güvenlik açıklarını anında tespit edebilir. Gerçek zamanlı veriler, dinamik risk önceliklendirme sürecini destekleyerek kaynakların en kritik sorunlara odaklanmasını sağlar. Otomatik uyarılar ve önceden tanımlanmış müdahale iş akışlarıyla birleştirildiğinde, bu yaklaşım sistemin yeniden çalışır hale gelmesini hızlandırır ve operasyonel etkiyi en aza indirir.
IEC 62443 serisi, siber dayanıklılığın temeli olarak endüstriyel otomasyon ve kontrol sistemlerinin tüm yaşam döngüsü boyunca sürekli risk yönetimine önem vermektedir.
Dijital tesiste siber dayanıklılığın sağlanması
Siber dayanıklılık tek seferlik bir şey değildir; bu, sürekli devam eden bir süreçtir. Giderek daha fazla birbirine bağlı hale gelen bir dünyada operasyonel sürekliliği güçlendiren ve kritik altyapıyı koruyan bir çözümdür. Tesisinizin siber dayanıklılığını sağlayarak, çalışmalarınızın güvenliğini veya verimliliğini riske atmadan siber olaylara karşı direnç göstermesini ve bu olayların etkisinden kurtulmasını sağlayabilirsiniz. Tesisinizde siber dayanıklılık oluşturmak için aşağıdakileri öneriyoruz:
- Kapsamlı savunma stratejisi uygulayın: BT ve OT ağlarında güvenlik önlemlerini kademeli olarak uygulayın; güvenlik duvarları, saldırı tespit sistemleri, ağ bölümleme ve sıkı erişim kontrolleri.
- Endüstri standartlarına uyun: Uyumluluk ve en iyi uygulamaları sağlamak için IEC 62443 ve NIST Siber Güvenlik Çerçevesi gibi çerçeveleri benimseyin.
- Yetkin iş ortakları seçin: Sertifikalı bir güvenli yazılım geliştirme döngüsüne sahip tedarikçileri tercih edin. Bu, bileşenlerin tasarım aşamasından itibaren güvenli bir şekilde geliştirilmesini ve tüm yaşam döngüleri boyunca yönetilmesini sağlar.
- Sürekli izleme: Olağan dışı durumları tespit etmek ve bunlara hızlı bir şekilde müdahale etmek için gerçek zamanlı izleme ve tehdit algılama araçlarını kullanın.
- Eski sistemleri yönetin: Yama uygulanmasının mümkün olmadığı durumlarda ağ izolasyonu ve uygulama beyaz listeleme gibi telafi edici kontroller uygulayın.
- Olay müdahale planı hazırlayın: Rolleri, eskalasyon süreçlerini ve kurtarma adımlarını belirleyin ve hazırlıklı olduğunuzdan emin olmak için düzenli olarak testler yapın.
- Siber güvenlik kültürü oluşturun: Çalışanları eğitin, BT/OT işbirliğini teşvik edin ve kritik varlıkları korumak için düzenli risk değerlendirmeleri yapın.
Güvenli bağlantı: Siber dayanıklılığın temeli
Siber dayanıklılık ve gerçek zamanlı risk yönetimi, ancak altyapı güvenli olduğunda sağlanabilir. Proses endüstrisinde IO-Link, Ethernet-APL ve Bluetooth® gibi bağlantı protokolleri, akıllı otomasyonun omurgasını oluşturarak saha cihazları, kontrol sistemleri ve kurumsal ağlar arasında kesintisiz veri alışverişini mümkün kılar.
Ancak bu protokoller, yalnızca bağlantı sağlamaktan öteye gider; güçlü güvenlik uygulamalarıyla desteklenmedikleri takdirde potansiyel siber tehditlerin önünü açabilirler. Bu nedenle, tesisinizi korumak için siber güvenlik konusunda yüksek olgunluk seviyesine sahip bir tedarikçiyle iş ortaklığı yapmak hayati önem taşır. Cihaz kimliği, güvenilir veri kaynakları ve sensör ile aktüatör seviyesinde kontrol edilen erişim gibi unsurlar; PLC, DCS ve MES gibi üst seviye sistemlerin etkinliğini doğrudan etkiler. Olgun bir tedarikçi, temel korumaların en başından itibaren yerleşik olarak sağlanmasını temin eder.
Siber güvenlik, en zayıf bağlantı noktası kadar güçlü olduğundan, saha düzeyinde iletişim son derece titiz bir şekilde uygulanmalıdır; ayrıca, standartlara uygun ve yaşam döngüsü odaklı bir güvenlik yaklaşımına (örneğin IEC 62443) sahip tedarikçiler, cihaz düzeyindeki güvenlik önlemlerinin tüm tesisinizi güçlendirmesine katkıda bulunur. Geliştirme uygulamalarına sağlam güvenlik önlemleri entegre eden bir ortağa güvenerek, kuruluşlar dijitalleşmeyi güvenle benimseyebilir ve dijitalleşmenin yeni tehditler yaratmamasını sağlayabilir.